Anonymous asked: Senin için benden çok olsa da benim için senden çok az belki hiç yok. Hayatımda hiç tanışmadığım birinin hayatımda bu kadar yeri olabileceği aklıma gelmezdi. Var olduğun teşekkür ederim
Çok teşekkür ederim ben bu güzel sözler için. Her ne kadar anonim de olsan insan mutlu oluyor ama kendin olarak da yazabilirsin bunu kötü bir şey söylemiyorsun çünkü :)
Teşekkürler tekrar.
http://lumina-obscura.tumblr.com/May 17th • 0 notes
Anonymous asked: hısarüstünde mı oturuyosun dedik ulan kaç hafta önce!!!!!!!
Hayır dedim ya, gönderdikten bir gün sonra siliyorum mesajları.
May 17th • Tagged: Anonymous • 0 notesBu benim yeni açmış olduğum yazı blogu. Sanırım bundan sonra buradan devam edeceğim. Lütfen bir kere reblog yapın. Tekrar silersiniz.
May 15th • 4 notesahmetcan690 asked: bu kadar uzun ve güzel yazıları nereden buluyorsun yoksa kendin mi yazıyorsun?
Blogumdaki yazıların hepsi aslı belirtilmediği sürece benim yazdıklarım. Etiketlere bakarsanız alıntı mı yoksa kendi yazdığım mı olduğunu görürsünüz. Ancak neredeyse hepsi benim kendi yazılarım.
May 14th • Tagged: ahmetcan690 • 1 noteKurtarın beni.
Gökyüzünün yaralandığını görüyorum.
Bir bıçak misali yükseliyor toplu mezarlar.
Kaybediyorum onsuz olmaya susamışçasına elimdekini.
Bir diyara alıştırdım kendimi,
Kıyameti içinde yaşadığım.
Kandırıyorum onu.
Geri dönmek istiyorum.
Almaktan yorulduğum nefese daha fazla muhtacım şimdi.
Sanki hiç ölmeyecekmiş ya da sanki bir daha nefes alamayacakmış gibi.
Doğmayacak bir güneşi beklercesine sıralandı yıldızlar.
Anlamını kaybeden kelimeler konuştu önce.
Her birisi tutunmaya çalıştı sonsuz sorumluluğa.
Yapamadılar.
Kurtarın beni.
Korkuyorum.
Hayatıma gizli bir kamera koyup beni gözetledikten sonra Ted karakterini yarattıklarından eminim artık. Hayır, bu kadar mı benzer oluruz. Son bölümü çok sevdim.
Belki işaret beklememeli hayattan. Belki yapmam gereken tek şey bazı şeyler için harekete geçmektir. Evren o kadar da gizemli davranmıyor bize. Yine de bir küçük demir parçasından ayrılamıyorsun. Bundan seneler seneler önce, bir kolye bulmuştum annemin gençlik sandığında. Çok güzel işlenmiş, kalp şeklinde ve içerisi boş olan. Fotoğraf koyabileceğin. Küçüktüm ve Emma Watson hayranlığım fazlasıyla vardı. Bunu daha önce hiç söylememiştim ama o zamanlar Emma Watson’ın ikinci filmdeki bir karesini dergiden kesip o kolyenin içerisine koymuştum. Aradan yıllar geçti. O kolye sürekli bir yerlerde durur ve onun orada olmasını severdim. Farklıydı. Bana güven veriyordu sanki, onun orada olacağını bilmek sanki hayatımın güzel gideceğini, filmdeki gibi olacağını simgeliyordu. Zorluklar çıkacaktı ama hepsinin üstesinden gelecek ve filmin sonundakiler gibi ben de mutlu olacaktım ama bir gün kaybettim onu. Tıpkı aylarca, yıllarca telefonunda tuttuğun ve silinmesini istemediğin mesajlar ya da fotoğraflar gibi. Hani orada olduğunu bildiğinizde sanki hayat daha güzel olacakmış gibi gelir size. İşte öyle. Ama kaybetmiştim. Çok üzülmüştüm. Sanki üzerimden koruma büyüsü kalmış gibiydi. Bir kalkan yok gibi. Yine de alışıyorsun. Şimdi, geçmiş güzel hatırladığın bir hatıradan ibaret. Her ne kadar somut bir şey olmasa da elinde.
Geçmişi bırakmalı bazen. Ne kadar yanında götürebilirsin ki. Sana bir şeyleri simgeliyorlar onlar, bunun için tutuyorsun belki ama onun kaybolması, simgelediği şeyin yok olacağını göstermez belki, ha? Her şey sende bitiyor. Mesela bundan seneler önce dua ederdim. Her akşam yatmadan önce. Hani izlediğiniz yabancı filmlerdeki gibi, yatağın kenarına oturur ve dua eder yatardım. Bıkmadan, durmadan, sürekli. Bana mutluluk veriyordu. Gün geçtikçe daha da uzatıyordum. Tanrım beni koruduğun için teşekkür ederim. Tanrım beni ve ailemi koruduğun için teşekkür ederim. Tanrım beni, ailemi ve sevdiğim kızı koruduğun için teşekkür ederim. Her gün bir kişi daha katılıyordu duama. bazen teşekkür ediyor, bazen bir şey istiyordum. Bir gün, bir şeyi çok istedim. Günlerce devam ettim. Anneme “Anne, Allah ne zaman cevap verir dualarımıza” dedim. Annem “Allah bizim anlayamayacağımız yolla yapar işini. Belki hemen verir belki o istek senin için iyi değildir ve onun yerine sana daha iyi bir şey verir. Ama mutlaka cevap verir.” dedi. Ben de durmadım, devam ettim dua etmeye, günlerce, aylarca, yıllarca. Liseye geçtiğimde bazı şeyleri yavaş yavaş anlıyordum. Tanrı, istemediği zaman cevap vermiyordu sana. Bir Tanrının varlığına inanıyordum, hala inanıyorum ama bizimle ilgilenme meselesinde emin olamıyorum. Dinlemiyor. Sadece yukarıdan izliyor. O gün dua etmemin aslında bir işe yaramadığını düşündüm ve dua etmeyi bıraktım. Değişen bir şey yoktu. Günler, haftalar, aylar geçti. Her şey aynıydı ve ben yıllarca boşuna her akşam kendimi yorduğumu düşündüm.
Bunun gibi, bazı şeyler bir zamanlar size mantıklı ve vazgeçilmez gelebilir. Çünkü siz onlara anlam yüklersiniz ama zamanla onu bıraktığınızda, terk ettiğinizde bir şeyin değişmediğini görürsünüz. Çünkü yapmanız gereken sizin harekete geçmenizdir. Her şey sizde biter.
Siz her şeysiniz.
Ölümsüz olmayı diledim.
Sorumsuzca.
Sanki dünden kalma bir parça ekmekti hayat.
Geceler,
Mezarlarından yeni çıkmış ruhlar gibiydi.
Cebimde tuttuğum her şeyim olmadan daha rahattım sanki.
Kimseydim.
Grimsi.
Ölümsüz olmayı diledim.
Nedensizce.
Kaybettiği en değerli gereksiz olmaktan yakınarak!
Üçe sahip bir cenneti aradım yıllarca.
Zamanı elimde tutar gibi.
Ölümsüz olmayı diledim.
Umutsuzca.
Yok olarak.
- theme by listenchy -
